TWITTER FACEBOOK
| | | |

Sulama Birliklerinin Hakkı Teslim Edilmeli

MİARGEM Başkanı Halil Memiş, sulama birlikleri ile ilgili olarak bir internet sitesinde çıkan haber üzerinde açıklama yaptı. (01.02.2018 - 15:32)

Mahalli İdareler Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Halil MEMİŞ tarafından yapılan değerlendirme şu şekildedir...

Sulama Birliklerinin Hakkı Teslim Edilmeli

Çok takip edildiğini düşündüğümüz bir internet sitesinde, "Sulama birliklerinin neden kapatılacağı belli oldu" başlıklı bir haberle, lokal olarak bir sulama birliğinde teftiş raporlarına yansıyan denetim bulguları üzerinden yola çıkılarak, tüm sulama birliklerini ve yöneticilerini töhmet altında bırakacak değerlendirmeler yapılmıştır.

Ne yazık ki, bu habere ve değerlendirmeye karşılık, sulama birliklerini temsiliyet noktasında olanlarca herhangi bir açıklama gelmemiştir.

Sulama birliklerinin kuruldukları günden bu güne kadar, kurumsal gelişmeleri noktasında çalışmalar yapan bir kuruluş olmanın sorumluluğuyla bazı açıklamaların yapılmasını, vicdani borcumuz olarak görmüş bulunuyoruz.

Öncelikle; sulama birliklerinin, kuruldukları 1990'lı yıllardan bu tarafa büyük merhaleler katettiğini, büyük zorluklarla kurumsallaşma çalışmaları yaptığını, ülke tarımına çok iyi hizmet eden sulama birliklerinin bulunduğunu, bu manada sulama birliklerinin külliyetli bir kesiminin dürüstçe, özverili bir şekilde hizmet etmek için çaba sarfettiğini belirtmemiz ve bu hakkı teslim etmemiz gerekmektedir.

Evet, tüm kamu görevi gören kurumlarda olduğu gibi, sulama birliklerinde de hukuk dışı davrananlar olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Eğer, yöneticileri hukuk dışı davranan tüm kurumları kapatacak olsaydık, o zaman Türk Ceza Kanunu'na gerek kalmaz, bir çok kurum da kapatılmış olurdu.

Hukuk dışı davranış içerisinde olanların, hukuk içerisinde gerekli müeyyidelere tabi tutulması da hukuk devleti olmanın bir sonucu olmalıdır. Yöneticilerinin hukuk dışı davrandığı ve suç eğiliminde bulunduğundan bahisle, kurumların geleceğini bu gibi durumlara bağlamak çok doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bu en basit deyimiyle; dürüstçe, gecesini gündüzüne katarak, her türlü fedakarlığı yapmak suretiyle hizmet eden diğer birlik mensuplarına haksızlık olacaktır.

Takip edenler hatırlayacaklardır; sulama birlikleri 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu'na tabi iken de, sulama birliklerinin büyük yolsuzluklara saplandığı yönündeki algı yönetimi ile 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun psikolojik alt yapısı oluşturulmuştu. Bu seferde, aynı şey yapılmamalı, geçmişten ders çıkarılmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklama, bir tespit noktasında doğru olarak yapılmıştır. Ne yazık ki, 1990'lı yıllardan beri, Türk tarımının sulama hizmetlerinin yürütülmesi noktasında sağlıklı stratejiler geliştirilememiş, sulama birliklerinin kurumsallaşması adına istikrarlı hukuki düzenlemelerle süreç iyi şekilde yönetilememiştir. Sulama birliklerinin hukuki çerçevesinde, zafiyetler oluşturulmuş, etkin oto kontrol sistemi oluşturulamamıştır.

Sulama birliklerinin faaliyetleri, öncelikle ilgili merkezi idare yöneticileri tarafından kişisel hırs meselesi yapılmış, sorunlar kişiselleştirilerek çözülmeye çalışılmış, yapısal çözümlere odaklanılmamış, yönetim geleneğini sağlayacak yönetim kültürü oluşturulması noktasında çalışmalar yapılmamış, bunu sağlayacak istikrarlı hukuki düzenlemeler de gerçekleştirilememiştir. Devamında, bizzatihi sulama birliklerinin yöneticilerinin bir kısmı da aynı hataya düşmüş, sulama birliklerinin tek yumruk olarak hareket etmesini teminle yola çıktığını ifade edenler ve bununla mükellef olanlar, ne yazık ki ayrıştırmanın baş mimarları olmuşlardır.

Kısacası, Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği noktanın sorumluları bizce malumdur. Kastedilen sorunun, bahsini ettiğimiz internet sitesinde basite indirgendiği kadar, bir veya bir kaç sulama birliği yöneticisinin kötü yönetiminden kaynaklı olmadığı aşikardır. Bunu kabul etmek, yaklaşık 30 yıldır faaliyet gösteren sulama birliklerinin yöneticilerine yapılmış en büyük haksızlık olacaktır.

Kurumsal anlamda, idari ve mali disiplini sağlayacak bazı kanuni düzenlemelerden kaçınılmış, yıllar önce yolsuzluk yaptığı iddia edilen kurumları, yolsuzluklardan kurtarmanın yolu olarak Kamu İhale ve Kamu Mali disiplininden uzaklaştırılmaları seçilmiş, ancak sonrasında "yanlış hesap Bağdat'tan dönmüş", ne yazık ki bu sefer de, "atı alan da Üsküdar'ı geçmiştir."

Bugün gelinen noktada sorun, sırf kurumsal yönetim zafiyetlerinden kaynaklanmamaktadır. Sorun, aynı zamanda en büyük doğal zenginlik olan su kaynaklarının nasıl yönetileceği, tarım politikalarına nasıl yansıtılacağı sorunudur. Su yönetiminin çok başlı bir durum arz ettiğinde mutabık olmamız zor olmayacaktır. İçme suyu ve sulama suyu gibi değişik amaçlı kullanılan sular olduğunu, çoğu zamanda bu suların yönetimlerinden sorumlu kurum ve kuruluşların koordineli ve ortak bir planlamayla çalışamadığını biliyoruz. Çözümün bu odak noktasından hareketle çözümlenebileceğini düşünmekteyiz.

Beklentimiz odur ki, sorunun kişisel kaygılardan uzak, ülke ekonomisi, ülke tarımı ve doğal zenginliklerimizin doğru kullanımına odaklı bir sonucu doğuracak çalışmalara imza atılacaktır.